KİMİZ?
toplumda takındığımız karakterler var. birden fazla karakterli olmak karaktersizlik değil aksine olması gereken. yoksa nasıl evde anne babamızın çocuğu olurken dışarıda arkadaş yada işte meslek sahibi kişiler olabiliriz. hepsinin takındığı tavır birbirinden farklı. en ilginç yanı ise bunların birbirine geçmiş olduğu zamanlar.mesela evde arkadaş gibi takındığımız zamanlar oluyor. ancak bunun yanında evde bizleri ne kadar büyüsek de kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeye karar verememiş ailemizin karşısında nasıl davranmamız gerektiğini çözemiyoruz. sonuçta herkesin bir tavrı olduğunu kabul edemiyoruz. yoğun bir sözsüz söylem var ortada. kimse ne olduğunu söylemese de aslında herkes kendini kabul ettirme çabası içerisinde oluyor. sonuçta anne yada baba olsak da yada çocuk kendi benliğimiz sevdiklerimiz sevmediklerimiz var. buna en kolay örnek heralde yemek yeme alışkanlığını verebiliriz. biz çocuklar evde ne pişerse yemeliyiz mantığına oturtulmuş bir neslin çocuklarıyız. öyle herkese göre yemek pişmez ocakta.nihayetinde memuriyetten gelen bir geçmiş var. ne pişerse odur yemek. ancak bunun büyüdüğümüzde böyle olmadığını görüyoruz. dışarıya çıkıyoruz okuyoruz yazıyoruz yaşıyoruz en nihayetinde. ve yaşadıkça sevdiklerimiz değişiyor. benliğimizi yaşadıkça buluyoruz. ancak bulduğumuz benliğimizi kabul ettirme noktasında sessiz çığlıklar basıyor içimizi. çünkü bizler kendimizi kabul ettirme isteği ile dolup taşan bir avuç mahluklarız. öyle çok şey değil konuşmak istemediğimiz konulara denk geldiğimizde masadan kalkmak saygısızlık olarak algılanmasa mesela.. mesela istemediğimiz birileri eve geldiğinde oturmak istemememiz saygısızlık olmasa.. ama toplum bizi kalıplaştırdı. saygı kapalı bir kutu içerisinde kendi benliğimizi hapsetmek olarak geçti litalitüre.sahi kim çıkarttı bu saygıyı.. ne zamandır var? güzel şey saygı aslında. iyi hoş güzel de kim koydu bu kuralları?
peki evde çocuk olan bizler dışarıda kimiz? evde saygı kutusu içerisinde yaşarken dışarıda hangi saygılar bizi bekliyor? bu nedenledir birden fazla karaktere sahip olmak çok da kötü değil. sonuçta aynada baktığımız kişiler birbirinden farklı. karşımızdakilerin değişkenliğine göre tavrımız da değişir. kim olduğumuzu anda bulunduğumuzda ortaya çıkartırız. sanırım asla kim olduğumuzu bilmeden nefesimiz toprağa karışacak...

Yorumlar
Yorum Gönder