CORONA GÜNLÜKLERİ

 

        Geçenlerde bir yazı okudum. Şöyle diyordu "saygı duymayı bilmediğiniz için sevemiyorsunuz. İstiyorsunuz ki, her şey sadece size göre olsun. İnsanların fikir ve düşüncelerini anlamak gibi bir çabanız yok. Kendinize ayna tutmadığınız için körsünüz. Kendinizi görme istediğiniz olmadığı için hep yalnızlığınızla kalıyorsunuz."
       

     Katılmıyorum. İnsan saygı duymadığı için sevmemezlik yapmaz. İnsan gerçekten sevmeyi bilmediği için sevemez. Gerçekten sevmek sanılanın aksine karşımızdakine değil kendimize yaptığımız en büyük iyiliktir. Ancak insanlık bunu o kadar yanlış aktarıyor ki, ne sevdiğimizi ne sevgimizi bir yere koyamıyoruz. 
      

     Doğduğumuzdan itibaren yüzlerce sevgisiz kelime ile etrafımız sarıldı. O kadar ki sevgi sözcüklerimiz dahi yetersizliğimiz üzerine dayatıldı. Karşılıksız sevmenin ve o sevgiyi karşımızdakine vericiliğini asla sorgulamadık. Büyüyüp gençliğe adım attığımız isyankar tavırlarımız sevgisizlik, ihmalkarlık ve boş vermişlik gibi duygularla beslendi. Sevmeyi öğrenemediğimiz gibi büyük stresler ve kaygılarla kendimizi girdabın içinde bulduk. Sonunda olgunlaştıkça çocuklaştık. Her önemli kararlarımızda içimizde ki "dur yapamazsın daha önce denedin bir şey değişmedi yine değişmeyecek..vsvs" sesine kulaklarımızı kapatıp devam ettik. İçten içe yapmak istediklerimizin olmayacağı bilinciyle. Çünkü hem sevgimiz yoktu hem cesaretimiz. Böyle bir iç buhranda insan saygı duymayı bilemez. Saygının ne olduğunu da bilemez. Çünkü sevgisizlik içerisinde bencilliği bencillik saygıyı yiyip bitirir. 
          

        Ancak sevdiğimizi sanır saygı duyduğumuzu düşünürüz. İçten içe ne severiz ne saygı duyarız. Ne kendimizi ne de bir başkasını. 

     Kendini sevmeyi keşfedememiş birisinden kendi düşüncelerini ve hislerini dinlemeyi öğrenememiş birisinden bırakın sizi anlamasını kendisini anlamasını bekleyemezsiniz. Kaldı ki günümüzde çoğumuz yukarıdaki cümlenin yaratıcısı da içten içe yalnızca kendi istek, fikir ve düşünceleriyle hayatı anlamlandırmak peşindedir. Çünkü onun da gördüğü tek şey kendi istekleridir. 


            İşte tam da bu sebeple bu cümleler ilk bakışta çok doğru gibi hissettirse de içimizdeki bencil kısmı besleyip duruyor. Bu yüzden ben bu düşüncelerin etrafımı sarması fikrine KATILMAMAYI TERCİH EDİYORUM. 


         Peki gerçek sevgi nasıl oluşur? İnanın bunun yalnızca Allah ile yöneliş olduğunu düşünüyorum. İnsan yer yüzünde hayatını devam ettirirken tüm duyguları içerisinde barındırıyor. bu duygular her yaşadığımız olayda gün yüzüne çıkarak bizi besliyor. Ve bir bilge der ki "herkes keşke bu başıma gelmeseydi der, önemli olan zamanı geldiğinde nasıl davranacağındır." 
            

     Karşılıksız sevmek zordur, ancak imkansız değildir. İnandığım yaratıcı Allah yer yüzüne gönderdiği tüm varlıkları koşulsuz sevgi ile yaratmıştır. Allah ın mükemmel ruhunu içimizde taşırken karşılıksız sevginin olmadığına inanmak kendimi inkar etmektir.
                 

 Yazımı üzülerek burada bitiriyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek ümidi ile, 
Sevgi ile kalın.

















Yorumlar

Popüler Yayınlar